Uzay westerninin zirvesi yeniden erişilebilir
Uzay westernleri, tür hayranlarının özel bir kaşıntısını giderir. Star Wars, seçilmiş kişinin hikâyesini anlatırken salonlardan çöl manzaralarına uzanan western ikonografisiyle doludur. Star Trek ise meşhur tanıtımında 60'ların sevilen western dizisine atıfla "Yıldızlara giden Vagon Treni" olarak sunulmuştu. Ancak bir yapım, bu iki alt türü çok daha iç içe geçmiş biçimde birleştirdi: Joss Whedon'un Firefly evreni. Ne yazık ki bu evren, iş arkadaşlarının istismar iddialarıyla mirası hâlâ tartışılan Whedon tarafından geliştirildi.
Serenity, Whedon'un ilk sinema filmiydi ve Fox'ta yayın sırası karıştırılan, ilk sezonu bitmeden iptal edilen Firefly dizisinin hem devamı hem de (şimdilik) finali niteliğinde. Film artık YouTube'da ücretsiz olarak yayında.

Kanun kaçakları ve İttifak gölgesi
2002'de yayınlanan Firefly, birleşik bir galaksinin kıyısında yaşayan uyumsuz bir mürettebatı takip ediyordu. Kaptan Malcolm Reynolds (Nathan Fillion), bazı gezegenleri İttifak'tan kurtarma savaşının gazisi. Bu evrende İttifak, ilerleyen bir demiryolu gibi davranıyor: Düzen, gözetim ve "medeniyet"i, yalnız bırakılmak isteyen uzak gezegenlere taşıyan merkezi bir güç. Kötücül olmasa da tekdüzeleştiren bir kuvvet; bireyselliği düzenle değiş tokuş ediyor.
Mal savaştan sağ kurtulmuş ama kaybeden tarafta kalmış: Ülkesi olmayan, savaşacak davası kalmamış, mürettebatıyla ufak tefek işler alarak geçinen tanıdık bir western figürü, bir kanun kaçağı.
Serenity, dizinin finalinin hemen ardından başlıyor. Hayranların kampanyası sonucu 2005'te çıkan film, dizinin ana temalarını daha büyük ve sinematik ölçekte ele alıyor. Mal'ın mürettebatı ikinci komutanı Zoe Washburne (Gina Torres), Zoe'nin eşi ve geminin pilotu Wash (Alan Tudyk), acımasız paralı asker Jayne Cobb (Adam Baldwin), dâhi doktor Simon Tam (Sean Maher) ve kız kardeşi River'dan (Summer Glau) oluşuyor. Bu, sevgi ya da sadakatten çok koşulların bir araya getirdiği, eski western geleneğine uygun bir serseri takımı.

River'ın katalizör rolü
River, Whedon'a en çok benzeyen karakterlerden biri ve kilit bir rol oynuyor. Mal başkarakter olarak hikâyeyi bize taşısa da katalizör River. Film, onun geçmişini ve İttifak'ın üzerinde yaptığı deneyleri araştırıyor; bu deneyler onu bilinçaltı mesajlarla tetiklenen, mürettebat için tehlikeli bir uyuyan ajan hâline getirmiş durumda.
Tüm bu değişen ilişkilerin ortasında grup, River'ı avlayan amansız bir infazcı olan Operatif (Chiwetel Ejiofor) tarafından takip ediliyor. Bu da onlara River'ı korumanın riske değip değmediğini sormaya itiyor.
Serenity bir TV dizisinin devamı olsa da tam anlamıyla olgunlaşmış bir film gibi hissettiriyor; Whedon daha büyük mecranın avantajını kullanarak merkezindeki karakterleri unutmayan, daha yüksek riskli bir hikâye anlatıyor. Uzay savaşları ve özenli koreografili dövüş sahneleriyle dolu; Whedon'u network televizyonunun kısıtlarından kurtarıyor. Bunlar Buffy the Vampire Slayer'daki o hantal dövüşler değil.

Western fikri, Firefly ve Serenity'nin kökünde yatıyor. Whedon'a göre bu dünya, Michael Shaara'nın Gettysburg Savaşı'nı bir dönüm noktası olarak ele alan tarihî romanı The Killer Angels'ı okuduktan sonra doğdu. 21 yıl sonra Serenity, türün en iyi uzay westerni olarak YouTube'da ücretsiz izlenebiliyor.
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yaz!