Korku ve Komedinin İnce Çizgisi
Zach Cregger, korku sinemasında oldukça sıra dışı bir yerde duruyor. Curry Barker'ın Obsession'ı veya Kane Parsons'ın Backrooms'u gibi yapımlardan farklı olarak Resident Evil, komedi ile korku arasında ince bir çizgide yürüyor ve Cregger'ın önceki filmlerindeki o karanlık mizah anlayışını sürdürüyor. Bu ip üstünde dansı adeta zahmetsizce yapıyor; korkutucu sahnelerin gerilimini asla baltalamıyor, aksine büyüleyici bir şekilde artırıyor. Neredeyse gardınızı düşürmeye hazırlanıyorsunuz — ta ki Cregger o kalp krizi geçirten jump scare'i patlatana kadar.

Cregger'ın Önceki Filmlerinden Farkı
Komedi genellikle benim güçlü yanım değil; Weapons filmindeki temel sorunlarımdan biri de buydu. Cregger'ın önceki filmi komedi unsurlarına fazlasıyla bel bağlıyor ve bu durum ekrandaki gerilimi sık sık bastırıyordu. Skeç komedyenliğinden yazar-yönetmenliğe geçen Cregger'ın korkunç durumlarda mizah bulma yeteneği açık, ancak bu komedi her zaman korkuyla yarışıyormuş gibi hissettiriyor, doğal olarak ortaya çıkmıyordu. Filmin sonu, James'in (Austin Abrams) defalarca bayılması veya Gladys'in (Amy Madigan) çocuklar tarafından kovalanması gibi gag mizahı ve slapstick komediyle doluydu. Her şey, gerçekten korkutucu bir şeyden ziyade maskaralıklarla sonuçlanmış gibiydi.
Resident Evil ise kıyasla çok daha özgüvenli hissettiriyor. Her şeyden önce, kan donduran terör anlarıyla dolu bir korku filmi. Şakalar sadece sizi yumuşatmak için orada. En iyi örneklerden biri, filmin yaklaşık 20. dakikasında geçen köpek sahnesi. Terk edilmiş bir evin yakınındaki karla kaplı bir çiftlikte geçen sahne, başkarakter Bryan'ın (Austin Abrams) bir araba kazasının ardından büyük, siyah bir bekçi köpeği tarafından kovalanmasıyla başlıyor. Sonunda yara almadan bir ahıra sığınıyor, bir merdivene tırmanıp üst katın güvenliğine ulaşıyor ve köpeğe tam zamanında bir laf sokuyor: "Tırmanmayı öğren, kaltak!" Bu, kolayca geçiştirilebilecek bir replik gibi görünse de, sadece Bryan'ın nasıl bir karakter olduğunu — bir tür hödük diyebiliriz — değil, aynı zamanda Resident Evil'in nasıl bir film olmaya çalıştığını da gösteriyor.

Gerilim ve Mizahın Mükemmel Uyumu
Oldukça dehşet verici bir durumun tam ortasında bile, ne Bryan ne de Cregger komedi gösterisini bırakma ihtiyacı hissediyor. Şakalar burada bitmiyor. Ahır kapısını dürtüp kapatırken ("Bunu başparmaksız açmayı dene" diye de ekliyor), Bryan zaferle merdiveni köpeğe doğru fırlatıyor. Ancak sadece on saniye sonra, yan pencereden güvenli bir şekilde kaçmak için o çok ihtiyaç duyduğu merdivene ihtiyacı olduğunu fark ediyor. Tüm bunlar son derece gergin bir sahnenin arka planında mükemmel zamanlanmış ve harika işlenmiş. Olay, bir Resident Evil oyununda oyuncunun — hatta bir NPC'nin — başına gelebilecek türden saçma bir durumu andırıyor. Seyirci bu saçmalığa teslim oluyor, Bryan yere çarpıp bacağından hafif bir yaralanma yaşarken bile gülüyor. Cregger ise doğru anı bekliyor. Bryan tehditten güvenle kaçtıktan sonra ahıra yaslanıp sessizce dinlenirken, yönetmen o iğne düşürme jump scare'ini patlatıyor: Köpek, ahırın yan duvarını tahta parçalarıyla kırarak Bryan'ın yüzünün hemen yanına fırlıyor. Bu sahne o kadar oyunlara benziyor ki, en sert veteranlarda bile travma sonrası stres bozukluğu tetikleyebilir. Sahnenin bu kadar iyi işlemesinin ana nedeni, Cregger'ın karakterin aptallığını esprinin parçası yaparken Bryan'ı gözden çıkarılabilir biri gibi göstermemesi. Elbette o bir budala, ama aynı zamanda bir...

Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yaz!