Hawkins'in Animasyon Dünyası Geri Döndü
Netflix'in sevilen dizisi Stranger Things'in animasyon spin-off'u Tales From '85, ikinci sezonuyla 17 Eylül'de izleyici karşısına çıkıyor. 1985 yılının Şubat ayında geçen yeni sezon, Sevgililer Günü temasını merkezine alıyor. İlk sezonun ardından Nikki Baxter (Odessa A'zion), Dustin'in (Braxton Quinney) Hawkins Araştırmacılar Kulübü'nün (HIC) tam üyesi olmuş durumda. Dustin, gece boyu süren doğaüstü avlarına rağmen hiçbir şey bulamasa da kulübüne olan coşkusunu koruyor.
Ancak Hawkins fazla sessiz kalmıyor. Palace Arcade'de işlenen küçük bir soygun, kasabanın belalısı Charlie Dandridge'in (Benjamin Valic) kaybolması ve ormanda beliren gizemli biyolüminesans çiçeklerle aynı zamana denk geliyor. HIC ekibi kısa sürede bu çiçeklerin aslında Audrey II'ye benzeyen yaratıklar olduğunu ve parlayan mavi "nefret perileri" tarafından toplandığını keşfediyor. Üstelik bu yaratıklar hiç de dostane değil; insan avlayan daha büyük, hayalet benzeri bir varlığın habercisi gibiler.
Karakter Dinamikleri ve Sezonun İşleyişi
Sezon boyunca sekiz bölümde çocuklar, bu yaratıkların neden ortaya çıktığını, Hawkins'in kuruluş hikayesiyle nasıl bağlantılı olduğunu ve geçen sezondan kalan bazı yarım işleri çözmeye çalışıyor. Karakter cephesinde ise yaklaşan romantik tatil, Max'i (Jolie Hoang-Rappaport) olumsuz etkiliyor ve Lucas'la (Elisha "EJ" Williams) sık sık tartışmasına neden oluyor. Bu durum, canlı çekim dizinin üçüncü sezonunda bahsedilen "bir açık bir kapalı" ilişkileriyle örtüşüyor. Eleven (Brooklyn Davey Norstedt) ve Mike (Luca Diaz) da ne olduklarını anlamaya çalışırken, Eleven Mike'a karşı koruyucu tavrını sürdürüyor.
Sezon, ana kadroya daha fazla odaklanıyor ve Nikki'yi arkadaş grubuna güzelce entegre ediyor. Ebeveynler gece gezmelerine karışmıyor, hatta Steve Harrington bile ortalıkta yok. Yeni gizem, bilinmeyen bir kasaba tarihini ve ilk sezondan önemli bir karakteri içerse de, senaryolar canlı çekim dizinin seviyesine ulaşamıyor. Karakterizasyon basit tutuluyor; sorunlar Nikki'nin ailesindeki maddi sıkıntılar veya Max'in babasının yokluğuna üzülmesi gibi tek boyutlu meselelerden kaynaklanıyor.
"Daha Fazlası Daha İyi Değil"
Dizi, bu kadroyla boşlukları doldurmaya çalışmak yerine çoğunlukla olay örgüsünü ilerletmeye veya büyük aksiyon sahneleri kurmaya odaklanıyor. Animasyon türü genellikle büyük fikirleri hayata geçirmek için bir araç olsa da, bu ikinci sezon "daha fazlası daha iyi değil" sözünün bir örneği. Zaman çizelgesindeki konumları nedeniyle ana karakterlerin ciddi bir tehlikeyle karşılaşmayacağını bildiğimiz için, bitmek bilmeyen kavgalar ve kovalamacalar izlemek bir noktadan sonra yorucu hale geliyor.
Sezon 2, sekiz bölümlük kısaltılmış bir gizemin bile çok uzun geldiğini açıkça gösteriyor. Aksiyon sahneleri tekrarlayıcı ve kolayca çözülebilir kalırken, karakterler ancak küçük adımlarla ilerliyor. Aslında Stranger Things: Tales From '85, her bölümde çocukların ikili gruplar halinde karakterlerin tonuna ve kişiliklerine göre uyarlanmış yaratıcı gizemleri çözdüğü, Scooby-Doo tarzı "haftanın vakası" formatında tasarlansaydı çok daha iyi olabilirdi. Ne yazık ki mevcut format, Stranger Things serisinin yüksek yazarlık standartlarını karşılayamıyor. Dizinin öne çıktığı nokta ise animasyon kalitesi oluyor.
zaten ilk sezonunda da aynı dert vardı sanki. animasyon güzel ama hikaye oyuncak gibi kalmış, gerilim sıfır. netflix diziyi uzatmak için yapıyor bence.
Bence ilk sezon zaten vasattı, ikinciyi niye yaptılar ki. Ana seriyi sevdiğim için izledim ama bu spin-off tamamen gereksiz, zaman kaybı.