On Yıllık Hasret Sona Eriyor
Konami, en sevilen serilerini yeniden hayata döndürme hamlesine hız kesmeden devam ediyor. Silent Hill ve Metal Gear Solid'in ardından sıra nihayet Castlevania'ya geldi. Serinin yeni oyunu Castlevania: Belmont's Curse, on yıldan uzun bir süredir gelen ilk ana seri oyunu olma özelliğini taşıyor. Yeniden yapım Haunted Castle'i saymazsak, bu gerçekten de uzun bir bekleyişin sonu anlamına geliyor.
Oyunun arkasındaki stüdyo ise tesadüfen seçilmiş değil: Dead Cells gibi türün modern klasiklerinden birine imza atan Evil Empire ekibi, Belmont's Curse üzerinde çalışıyor. Bu da serinin Symphony of the Night tarzı yan kaydırmalı keşif ve 2D platform dövüş mekaniklerinin, günümüz standartlarına göre rafine edilmiş bir yorumunu göreceğimiz anlamına geliyor.

Rose Belmont ve Kırbacın Gücü
Tokyo Game Show'da oyunu deneyimleyenler, daha ilk dakikadan etkileyici bir cilaya ve görsel kaliteye tanık oluyor. Oyun 15. yüzyıl Paris'inde geçiyor ve başrolde Trevor Belmont ile Sypha Belnades'in kızı Rose Belmont var. Rose, babasının dövüş yeteneğini annesinin gizemli güçleriyle birleştiriyor; bu güçler, özel yeteneklerin ve hikâyenin kilidini açan tarot kartları biçiminde tezahür ediyor.
Başlangıçta kılıç ve büyülerle savaşan Rose, ilk boss karşılaşması olan gizemli dev The Fallen'ı yendikten sonra serinin alamet-i farikası olan kırbacı kazanıyor. Bu kırbaç, hem dövüş hem de platform mekaniklerini anında zenginleştiriyor: Rose kırbacıyla çevredeki nesnelere tutunarak platformlara çekilebiliyor ya da boşluklarda sarkaç gibi sallanabiliyor.

Akıcı Hareket, Tanıdık Ama Yeni Bir Dünya
Hareket hissi hem akıcı hem de affedici; labirent gibi haritada ilerlemek oldukça tatmin edici. Rose daha en baştan duvardan zıplayabiliyor, kayabiliyor ve düşmanlarını kırbacıyla yakalayıp hızla kendine çekerek kılıcıyla alt edebiliyor. Deneyimleyenlerin aktardığına göre kırbaçla ilgili her hareket son derece akıcı ve çevik; Evil Empire, Belmont ailesinin imza silahını adeta yeniden tasarlamış.
Görsel açıdan Belmont's Curse, serideki hiçbir oyuna benzemiyor ve bu farklılık saygısızlık gibi değil, ferahlatıcı hissettiriyor. Karakterler, düşmanlar ve ortamlar zengin detaylarla, muhteşem bir animasyonla hayat buluyor. Oyunun erken bölümlerinde yanan Paris'e bakmak için bolca fırsat sunuluyor; kızıl ateş ışığıyla yıkanan arka planlar sıcak dalgalarıyla bükülüyor.
Hikâye ise parça parça anlatılıyor; bazen lanetli Paris'te sıkışıp kalmış hayaletlerle konuşurken, bazen Rose'un zihninde. The Fallen ile savaştan sonra Rose, düşmanının bilincini kendi zihnine çekiyor gibi görünüyor ve ikili telepatik olarak sohbet ediyor.
Nostaljiye Sığınmayan Bir Devam Oyunu
TGS demosu ne yazık ki çok kısaydı; oyunun derin sistemlerine ve devasa haritasına dair yalnızca küçük bir bakış sundu. Yine de Castlevania 2: Simon's Quest ve Order of Ecclesia gibi geçmiş oyunlara göndermeler seziliyor. Ancak Belmont's Curse, nostaljiye yaslanmıyor. Evil Empire, Castlevania'ya yeni bir soluk getirmek için farklı bir şey deniyor ve bu yaklaşım, seriyi sevenleri şimdiden heyecanlandırıyor.
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yaz!