Christopher Nolan'ın destansı bilim kurgu filmi Interstellar, vizyona girdiği 2014'ten bu yana hem eleştirmenlerin hem de izleyicilerin gönlünde taht kurdu. Geçtiğimiz günlerde Nolan'ın yeni filmi The Odyssey'nin gişe başarısıyla birlikte, yönetmenin tüm filmografisi yeniden konuşulmaya başlandı. Bu kutlamalardan nasibini alan yapımlardan biri de, insanlığın yeni bir yuva bulması için uzayın derinliklerine yolculuk eden astronotların hikayesini anlatan Interstellar oldu. Peki ya size bu filmin aslında bir başka efsane yönetmen olan Steven Spielberg tarafından çekileceğini söylesem? Üstelik Spielberg'in versiyonunda işler çok daha farklıydı; hatta uzaylılar bile vardı!
Spielberg'in Ayrılışı ve Nolan'ın Devreye Girişi
Her şey, Jonathan Nolan'ın yazdığı senaryoyla Spielberg'in projeye dahil olmasıyla başladı. Ancak Spielberg, yapım şirketi DreamWorks'ü Paramount'tan Disney'e taşıma kararı alınca, projeden ayrılmak zorunda kaldı. Bu ayrılığın hemen ardından koltuğa Christopher Nolan oturdu ve senaryoya kendi imzasını attı. Neyse ki Spielberg'in versiyonunun senaryosu hâlâ çevrimiçi olarak okunabiliyor. Okuduğunuzda, ortaya çıkacak filmin bugün bildiğimizden çok daha farklı olacağını hemen anlıyorsunuz. İşte iki versiyon arasındaki en büyük 7 fark:
1. Cooper'ın Geçmişi: Pilot mu, Mühendis mi?
Nolan'ın filminde Matthew McConaughey'in canlandırdığı Cooper, olaylardan önce NASA'da eğitim almış bir pilottu. Ancak NASA kapatıldığı için hiçbir göreve çıkamamıştı. Spielberg'in versiyonunda ise Cooper, sadece zeki bir mühendis ve derin uzaydan dönen bir uzay sondasına rastlayarak NASA'nın gizli üssünün varlığını öğreniyor. Bu tesadüf, onu dünyayı terk edecek uzay görevine götürüyor.
2. Murph Bir Kızdı, Ama Öyle miydi?
Jessica Chastain'in hayat verdiği Murph karakteri, Spielberg'in senaryosunda bir erkek çocuğuydu. Ancak karakterin kişiliği büyük ölçüde aynı kalmış; her iki versiyonda da Murph, babası Cooper'a çok benziyor. Ayrıca filmdeki önemli unsurlardan biri olan “Murph'un Hayaleti” (Murph's Ghost) de orijinal senaryoda yer almıyor.
3. Solucan Deliği ve Gezegenler: Lazarus Projesi Yok
Nolan'ın filminde, hikayeden 48 yıl önce güneş sistemimize gizemli bir solucan deliği yerleşir. NASA bu delikten sondalar gönderir ve diğer tarafta yaşanabilir 12 gezegen olduğunu keşfeder. Ardından 12 astronot, tek yönlü görevlerle bu gezegenlere gönderilir. Miller, Mann ve Edmunds'ın gezegenleri gibi. Spielberg'in versiyonunda ise Lazarus Projesi diye bir şey yok. Solucan deliği doğrudan tek bir gezegene açılıyor ve bu gezegen ilk bakışta Mann'in gezegenine benziyor.
4. Uzaylılar ve Kayıp Çin Seferi
Nolan'ın filminde uzaylılara dair en ufak bir ipucu bile yokken, Spielberg'in senaryosunda işler değişiyor. NASA ekibi, Cooper ve Brand ile birlikte gezegene indiklerinde, bir Çin seferinin kalıntılarıyla karşılaşıyor. Dört Çinli mürettebatın mezarı ve onları gömen robot yoldaşları orada bekliyor. Bu, filmin tonunu tamamen değiştirecek bir detay. Uzaylıların varlığı, Spielberg'in evreninde çok daha olası bir senaryo.
5. Robotlar: TARS ve CASE'in Farklı Halleri
Nolan'ın filmindeki dikdörtgen ve esprili robotlar TARS ile CASE, hikayenin önemli parçaları. Spielberg'in senaryosunda ise robotlar daha farklı bir tasarıma ve işleve sahipti. Üstelik Çin seferinin robotunun da hikayede aktif bir rolü bulunuyordu.
6. Zaman Bükülmesi ve Beşinci Boyut
Nolan'ın filmindeki en akıllara durgunluk veren sahnelerden biri, Cooper'ın kara deliğin içine girdikten sonra zamanda geriye giderek kızı Murph'a mesaj göndermesiydi. Spielberg'in senaryosunda bu beşinci boyut ve zaman bükülmesi kavramları çok daha az vurgulanıyor, hikaye daha çok keşif ve hayatta kalma odaklı ilerliyor.
7. Son: Farklı Bir Dünya, Farklı Bir Mesaj
Nolan'ın filmi, Cooper'ın Edmunds gezegeninde Dr. Brand'e katılmasıyla umut dolu bir şekilde sona erer. Spielberg'in versiyonunda ise son, izleyiciye çok daha farklı bir mesaj veriyor. İnsanlığın kurtuluşu, keşfedilen bu yeni gezegende kurulan düzen ve uzaylılarla olan iletişim, hikayenin ana temasını oluşturuyordu.
Sonuç olarak, Spielberg'in Interstellar'ı, Nolan'ın psikolojik ve duygusal derinliği olan bilim kurgu klasiğinden çok daha farklı, belki de daha macera dolu bir uzay hikayesi olacaktı. Şanslıyız ki Nolan'ın vizyonu sinema tarihine damgasını vurdu, ama Spielberg'in versiyonunu hayal etmek de bir o kadar keyifli.
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yaz!