1960'lardan beri bağımsız sinemanın en üretken isimlerinden biri olan Roger Corman, 2024'te hayata veda etti. Arkasında 70 yıllık kariyeri ve 500'den fazla film bırakan Corman, sinema tarihinin en önemli isimlerinden bazılarının kariyerlerinin başında onlara şans veren kişi olarak da bilinir. Francis Ford Coppola'dan Ron Howard'a, James Cameron'dan Jack Nicholson'a kadar pek çok ünlü isim, ilk adımlarını Corman'ın yapımlarında attı. Ancak ustanın kendisi bile filmlerinin çoğunun 'iyi' olarak nitelendirilemeyeceğini kabul ederdi. Corman, hızlı ve ucuz prodüksiyonlarıyla tanınıyordu; filmlerinin çoğu, dönemin B-filmleri olarak vizyona giren ve çoğunlukla doldurma amaçlı yapımlardı.
Distopik Bir Gelecekte Cinayet Sporu
Ancak Corman'ın filmografisinde bugün bile izlenmeye değer yapımlar var ve 1975 yapımı Death Race 2000, bu listenin en üstünde yer alıyor. Paul Bartel'in yönettiği film, cinayetin bir eğlence biçimi olarak sunulduğu karanlık bir komedi ve şaşırtıcı derecede iyi yaşlanmış durumda. Film, 1979'daki 'Dünya Çöküşü'nden 21 yıl sonrasını konu alıyor; Amerika bir diktatörlüğe dönüşmüş durumda. Ülkenin en popüler sporu ise Kıtalararası Yol Yarışı. Sürücüler, özel modifiye edilmiş arabalarıyla ülke genelinde yarışıyor ve yol boyunca öldürdükleri herkes - masum seyirciler, kendi pit ekipleri bile - onlara bonus puan kazandırıyor. 2000 yarışının favorisi ise Frankenstein olarak bilinen sürücü (David Carradine). Ancak bu kez işler pek de planlandığı gibi gitmiyor.
Stallone'nin Unutulmaz Performansı
Frankenstein'ın rakipleri arasında, genç bir Sylvester Stallone'nin canlandırdığı eski gangster Machine Gun Joe ve Mary Woronov'un hayat verdiği Calamity Jane de var. Yarışın sonu, Amerikan diktatörlüğüne karşı yarışı sabote etmeye çalışan bir devrim hareketinin müdahalesiyle iyice karışıyor. Film, oldukça kısa süresi sayesinde (80 dakika) nefes kesen bir tempoya sahip. Distopik atmosferine rağmen, hikaye anlatımı minimalist; gerilim ve adrenalin ise tüm hızıyla devam ediyor. Yönetmen Bartel, kara mizahı dozu kaçırmadan işliyor. Huzurevlerindeki yaşlıların 'Ötenazi Günü' adı altında yarış pistine tekerlekli sandalyeleriyle bırakılması, matador peleriniyle arabanın önüne atlayan bir adam ve yarışın kurbanı olmayı gönüllü seçen hayranlar... Film boyunca bu karanlık sahneler, dönemin en sığ TV sunucularının yorumlarıyla birleşiyor ve izleyiciye tüyler ürpertici ama bir o kadar da absürt bir atmosfer sunuyor.
Zamanının Ötesinde Bir Klasik
Death Race 2000, vizyona girdiği dönemde karışık eleştiriler almıştı. Ünlü eleştirmen Gene Siskel filmi 'son beş yılın en aptal ve en ucuz filmi' olarak nitelendirirken, New Yorker'dan Pauline Kael ise filme 'ideal bir açık hava sineması filmi' diyerek sahip çıkmıştı. Zaman içinde video kiralama ve kulaktan kulağa yayılan olumlu yorumlarla kült statüsüne ulaşan yapım, bugün Tubi platformunda ücretsiz olarak izlenebiliyor. Distopik kara komedi türünün öncülerinden olan bu yapım, günümüzde hala aynı keyifle izlenebilecek nadir klasiklerden biri.
yaa ne güzel ya ücretsiz olmuş. ama bak şimdi eski filmler hep böyle, bir bakarsın bir hafta sonra kaldırmışlar. hemen izlemek lazım.
vay be bizim zamanımızda bunu videoclarda arardık bulamazdık şimdi beleş izleniyo. stalli gencmiş burda izlerim bi ara.
valla tubi diye bi platform varmış onu da yeni öğrendik, stallone'un eski filmlerini bulmak zaten zor oluyordu, bedavaysa izlenir ama 1975 teknolojisiyle araba sahneleri biraz komik kaçabilir.