Kaygılı Nesil'e meydan okuma
İki yıl önce sosyal psikolog Jonathan Haidt, The Anxious Generation adlı kitabıyla büyük yankı uyandırdı. Kitap, 2010'dan bu yana gençlerin ruh sağlığındaki belirgin düşüşün başlıca sorumlusu olarak sosyal medya ve akıllı telefon kullanımını gösteriyordu. Haidt'in teorisi kısa sürede sosyal medya karşıtı hareketin merkezine oturdu. Avustralya'nın gençlere yönelik sosyal medya yasağına ilham verdiği söylenen Haidt, teknoloji şirketlerine karşı açılan davalarda çocuklarını kaybetmiş ailelerle birlikte mücadele ediyor. Hatta iktidar sahiplerinin sohbetlerinde, kitabın onlara çevrimiçi bir krizi fark ettirdiğini söylemeleri sık rastlanan bir durum haline geldi.
Ancak Haidt'in teorisi, tanınmış akademisyenlerden düzenli eleştiriler alıyor. Önde gelen ergen ruh sağlığı araştırmacısı Candice Odgers, Nature dergisinde yayımlanan sert eleştirisinde, "Bu kitap çok satacak, çünkü Jonathan Haidt birçok ebeveynin inanmaya hazır olduğu korkutucu bir çocuk gelişimi hikayesi anlatıyor" diyerek durumu özetlemişti. Bu kehanetin doğru çıkmasının ardından şimdi Haidt'in eski bir meslektaşı, sadece teorisini çürütmekle kalmayıp bir alternatif de sunuyor. Asıl büyük soru, haklı olup olmadığı değil; haklıysa rotayı değiştirmek için çok mu geç kaldığımız.
Çocukluk nasıl kaybedildi?
Psikoloji araştırmacısı Peter Gray, yeni kitabı Restoring Childhood'da çarpıcı bir iddia ortaya atıyor: Gençlerin ruh sağlığındaki bozulma, onlarca yıl boyunca giderek azalan özerklikten kaynaklandı. Gray'e göre, 2010'lardaki düşüşün nedeni telefonlar ve sosyal medya değil, Common Core müfredatıyla bağlantılı katı okul yöntemleri ve hükümetin çocukların performansını artırma baskısı. Dahası Gray, 1990'lar ve 2000'lerde evlere giren internetin, önceki on yıllarda kaybedilen özgürlük ve bağlantıyı geri getirerek gençlerin ruh sağlığında bir toparlanma sağladığını savunuyor. Yani ona göre internet, gençleri hasta etmek bir yana, iyileştirdi.
Gray, sosyal medya yasaklarının sadece gerçek çözümlerden uzaklaştıran bir dikkat dağıtıcı olmadığını, aynı zamanda yeni bir zarar olduğunu düşünüyor. The Vergecast'e verdiği röportajda Haidt'in kitabının, "çocukların sosyal medyada veya akıllı telefonlarda geçirdiği süre ile ruh sağlıkları arasında anlamlı bir ilişki olmadığını" gösteren düzinelerce meta-analizi tamamen görmezden geldiğini söylüyor. Gray'e göre, bir bağlantı varsa bile, çalışmalar gençlerin depresyon veya kaygıyla başa çıkmak için sosyal medyayı kullandığını gösteriyor. Florida'da yapılan bir araştırmaya atıfta bulunarak, akıllı telefonu olan 11-13 yaşındaki çocukların gerçek dünyada arkadaşlarıyla daha fazla zaman geçirme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtiyor. "Çocuğunuzun elinden akıllı telefonu alırsanız, bu çalışma onları daha mutsuz ve daha az arkadaş sahibi yapacağınızı gösteriyor" diyor.
Yasaklar işe yarar mı?
Gray'in argümanları, sosyal medya yasaklarının gençleri koruyacağına dair yaygın inanışa ters düşüyor. Ona göre, bu tür yasaklar gençlerin ihtiyaç duyduğu özgürlüğü ve bağlantıyı daha da kısıtlayarak zarar verebilir. Peki, ebeveynler ve politika yapıcılar bu alternatif görüşe kulak verecek mi? Haidt'in etkisi o kadar güçlü ki, Avustralya gibi ülkeler yasakları hayata geçirmeye başladı bile. Gray'in kitabı, belki de bu hızlı gidişatı durdurup daha derin bir tartışma başlatmak için bir fırsat sunuyor. Ancak unutmamak gerekir ki, gençlerin ruh sağlığı söz konusu olduğunda, hangi tarafın haklı olduğunu anlamak için daha fazla araştırmaya ve açık fikirliliğe ihtiyacımız var.
bu haidt her yerde karşıma çıkıyor artık. telefonu suçlamak kolay da ben 15 yaşındayken akıllı telefon yoktu, yine kaygılıydım. tek sebep telefon değil bence
Haidt’ın kitabını okumadım ama Gray haklı gibi. Benim kuzen 12 yaşından beri tabletle büyüdü, hala sapasağlam. yasak getirince çocuklar gizli gizli kullanacak, daha kötü olmaz mı