Beklenmedik Bir Uyarlama
Zach Cregger'ın yönettiği Resident Evil filmi, tüm zamanların en iyi eleştiri alan video oyunu uyarlaması olarak tarihe geçti. Ancak oyun hayranları ikiye bölünmüş durumda. Cregger, bilinen karakterlerden uzak, tamamen yeni bir hikaye anlatmayı seçti. Ne Jill Valentine ne de Leon S. Kennedy var. Peki bu gerçekten kötü mü? Aslında hayır. Film, kaynak materyale sadık kalmanın beklenmedik bir yolunu buluyor.
Raccoon City'de Sıradan Bir Adam
Film, kurye Bryan'ın (Austin Abrams) Raccoon City'ye gizemli bir tıbbi paket teslim etmeye çalışmasını konu alıyor. Oyunları oynayanlar nereye varacağını hemen anlar: zombi istilasına uğramış bir kasabada hayatta kalma mücadelesi. Bu, 2003'te çıkan Resident Evil Outbreak'ı hatırlatıyor. O oyun da sıradan insanların hayatta kalma hikayelerini anlatıyordu. Yani film, serinin ruhuna aslında oldukça sadık.

Kahraman Değil, Sıradan İnsan
Bryan, gizli bir ajan değil; Resident Evil 7'deki şanssız Ethan Winters gibi sıradan biri. Cregger, hikayenin ortasında Bryan'ı Chris Redfield gibi davranan bir süper polisle karşılaştırıyor. O polis, zombilere ateş ederken tank kontrolleriyle hareket ediyor gibi. Oyunlarda bu kahramanlar için her şey yolunda gider, ama sıradan biri için nasıl olur? İşte filmin en zekice şakası bu: Bryan, oyun kahramanlarının kolayca aştığı engelleri geçemiyor. Kapıyı vurup açmak? Hayır. Kamyonu çitle duvara sürmek? Olmuyor. İple ahırdan kaçmak? Yere yapışıyor.

Yapısal Sadakat
Film, klostrofobik bir evden Raccoon City sokaklarına, oradan kanalizasyona iniyor ve Umbrella Corporation laboratuvarında sona eriyor. Bu yapı, neredeyse tüm Resident Evil oyunlarının izlediği yol. Bryan'ın sürekli kilitlerle boğuşması veya zombi köpekle savaşması gibi anlar, oyunlara yapılan eğlenceli göndermeler. Sonuç olarak film, oyunların ruhunu yakalıyor: sıradan birinin cehennemde hayatta kalma çabası. Belki de bu yüzden en iyi uyarlama.
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yaz!