HBO Max'in Anime Dünyasına Sınırlı Ama Etkileyici Bir Giriş
Anime, hemen her ruh haline hitap eden bir dünya. Son dönemde Science Saru'nun Ghost in the Shell yeniden yapımı, Moğolistan'da geçen Jaadugar: A Witch in Mongolia ve Netflix'in merakla beklenen Fool Night gibi yapımlar gündemde. Crunchyroll yeni ve devam eden animelerin ana üssü olmaya devam ederken, Netflix ve Amazon da kataloglarını genişletiyor. HBO Max'in anime seçkisi görece daha küçük; ancak aboneliğiniz varsa izlemeye değer pek çok yapım barındırıyor.
HBO Max'in anime kataloğunda ilk göze çarpan şey, film ağırlıklı bir koleksiyon olması. Platform, neredeyse tüm Studio Ghibli filmlerini sunuyor. Bunlar arasında canlı çekim uyarlaması yolda olan Kiki's Delivery Service ve Nausicaä of the Valley of the Wind de var. Ayrıca Makoto Shinkai'nin derinden etkileyen Your Name ve yıkıcı 5 Centimeters Per Second gibi filmleri de mevcut.
Angel's Egg: Sessizliğin ve Sembolizmin Başyapıtı
1995 yapımı Ghost in the Shell ve Patlabor 2: The Movie ile tanınan Mamoru Oshii, Angel's Egg ile unutulmaz ve benzersiz bir vizyon sunuyor. Seyrek diyaloglarla ve ağırlıklı olarak görsel anlatımla ilerleyen film, tuhaf ve ıssız bir diyarda hayatta kalmak için çabalayan genç bir kızı takip ediyor. Kız, bir gün melek olarak yumurtadan çıkacağına inandığı devasa bir yumurtayı şiddetle koruyor. Kasvetli, oyulmuş şehrin yarattığı umutsuzluk ile yumurtanın temsil ettiği kırılgan umut arasındaki karşıtlık, Oshii'nin bu başyapıtının merkezinde yer alıyor. Görkemli ve karamsar sanat yönetimi, hikâyesi kadar şey anlatıyor. Angel's Egg ilk bakışta inanç ve varoluşun ikiliği üzerine basit bir mesel gibi görünebilir; ancak yoğun sembolizmine teslim olduğunuzda tematik karmaşıklığı ortaya çıkıyor.
Lazarus: Watanabe'nin İmzasını Taşıyan Gerilim Dolu Bir Yapım
Lazarus zaman zaman Shinichirō Watanabe'nin (Cowboy Bebop, Samurai Champloo) şanlı kariyerinin en iyi anlarının bir derlemesi gibi hissettirse de, bu MAPPA yapımı etkileyici öncülünden sonuna kadar yararlanıyor. 2052'de geçen dizi, tüm fiziksel ve duygusal acıyı ortadan kaldırdığı iddia edilen mucizevi bir ilaç olan Hapna etrafında dönüyor. Nüfusun yarısından fazlası seri üretilen bu ilaca bağımlı hale geldikten sonra, yaratıcısı Dr. Skinner endişe verici bir açıklama yapıyor: Hapna'yı alan herkes ölecek. Buna yanıt olarak Lazarus ekibi toplanıyor ve aralarında olağanüstü çevikliğe sahip parkur uzmanı Axel da bulunuyor. Axel, Cowboy Bebop'un Spike Spiegel'ı gibi "ne olursa olsun" felsefesini paylaşıyor; ancak Lazarus bazen onun stilize umursamazlığını fazla satmaya çalışıyor. Yine de 13 bölümlük dizi, kinetik dövüş koreografisi ve giderek yükselen dramatik bahislerle sürükleyici bir gizeme dönüşüyor.
Perfect Blue: Şöhretin Karanlıık Yüzü
Satoshi Kon, Millennium Actress, Paranoia Agent ve Paprika gibi eserlerle izleyicileri büyülemiş, insanları harekete geçiren psikolojik dürtüleri irdelemişti. İlk yönetmenlik denemesi olan Perfect Blue da aynı şeyi yaparak ünlü voyeurizmini ve toksik idol kültürünü yakıcı bir yoğunlukla ele alıyor. Eski pop idolü Mima oyunculuğa geçmeye karar verince, bu kariyer değişikliği hem kamu imajını hem de nesnel gerçeklikle bağını sarsıyor. Kon, rüya ile gerçeklik arasındaki ayrımı manipüle ederek Mima'nın özerkliğini dehşet verici biçimde yitirdiği, kafa karıştırıcı bir deneyim yaratıyor. Perfect Blue'un gücü, Kon'un animasyon hakimiyetinden geliyor; bu da rahatsız edici ve sarsıcı bir anlatım sunmasını sağlıyor.
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yaz!