Oyun Dünyasından Haftalık Bir Kesit
Eurogamer'ın düzenli köşesi "What We've Been Playing" bu hafta da oyun tutkunlarını selamlıyor. Ekip üyeleri, son günlerde vakit geçirdikleri oyunları ve bu oyunlarla ilgili düşüncelerini samimi bir dille aktarıyor. Kelsey, Hitman World of Assassination'da suikastlerle teselli bulurken; Connor, çocukluğunun Kore MMO'su MapleStory'ye geri dönüyor. Chris, Marvel's Wolverine hakkındaki görüşlerini paylaşırken; Bertie, Big Walk'u bitirmeye çalışırken aslında bitirmek istemediğini fark ediyor. Marie ise nedenini sorgulamadan Spyro'yu tekrar oynuyor.
Hitman: Suikastlerin Huzuru
Kelsey, son haftaların yoğunluğundan sonra kendini bir rahatlama oyunu olan Hitman World of Assassination'a adadığını belirtiyor. Agent 47'nin ayakkabılarını giymenin neden huzur verdiğini bilmediğini söylese de, Berlin, Dartmoor ve Hokkaido gibi yerleri keşfetmenin, yeni suikast fırsatları aramanın ve patlayıcı lastik ördek gibi yaratıcı yöntemlerle iş adamlarını ortadan kaldırıp hiçbir şey olmamış gibi davranmanın son derece tatmin edici olduğunu ifade ediyor. IOI'nin de tam olarak bu hissi amaçladığını ekliyor.
MapleStory: Geçmişe Dönüş
Connor ise MapleStory Classic World'ün çıkışına hazırlanırken, orijinal MapleStory'nin modern versiyonunu indirip açtığını ancak tamamen kaybolduğunu itiraf ediyor. Oyunun son on yılda çok evrimleştiğini, bunun da şaşırtıcı olmadığını söylüyor. Bu deneyimi, memleketine dönüp her şeyin değiştiğini görmek gibi garip bir his olarak tanımlıyor. MMO'ların sosyal yönünü sevdiğini, kasabaya girip parlak eşyaları veya kocaman kılıçlarıyla takılan insanları görmenin hoşuna gittiğini belirtiyor. Kısa bir MapleStory macerası bile onu Ekim'de çıkacak Classic sürümünü sabırsızlıkla beklemeye itmiş.
Wolverine: Aşırı Yönlendirme ve Diğer Sorunlar
Chris, Marvel's Wolverine hakkında birkaç ek düşünce paylaşıyor. İncelemesinin ötesinde, oyundaki aşırı el tutma ve yönlendirme konusuna değiniyor. Bunun kötü olduğunu ve genel olarak bu tür şeylerin küçük düşürücü olduğunu kabul ediyor. Wolverine'de bazen bu işaretlemelerin parodiye varacak kadar abartılı olduğunu söylüyor. Ancak aykırı düşünmeyi sevdiğini belirterek, bunun oyunun en büyük sorunu olmadığını savunuyor. Wolverine'in beyin kapalı, lineer bir oyun olduğunu, Scorsese'nin Marvel filmleri için söylediği gibi bir "hız treni" olduğunu ifade ediyor. Bu oyunun bir Marvel filmi gibi olduğunu, filmleri iyi bulmadığını ve oyunu da pek iyi bulmadığını (Wolverine'in kendisi hariç, hâlâ sevimli olduğunu) söylüyor. Ancak daha vahim sorunlar olduğunu, beynini kullanmadan ilerlemenin en büyük problem olmadığını ekliyor.
Big Walk ve Diğerleri
Bertie, Big Walk'u bitirmeye çalışırken aslında bitirmek istemediğini fark ediyor. Marie ise nedenini sorgulamadan Spyro'yu tekrar oynuyor. Yazı, geçen hafta ne oynadığınızı hatırlamanıza gerek olmadığını, arşivin bu iş için var olduğunu hatırlatıyor. Ekip, oyun deneyimlerini paylaşırken okuyucuları da kendi oynadıkları hakkında konuşmaya davet ediyor.
Hitman yine gündemde demek, ben hala Blood Money'i tek geçerim. Yeni oyunların mekanikleri güzel ama eski tadı vermiyo bana.
big walk'i merak ettim açıkçası, iki kişilik yürüyüş simülatörü fikri kulağa saçma geliyor ama ilk oyunda arkadaşlarla kopmuştuk. maple story'e geri dönenler hala var mı ya, o grind çekilmez artık