Beyaz Saray, dünyanın en güçlü ülkesinin yönetim merkezi olarak bilinir; ancak son hamlesiyle oyun dünyasına adım attı. Web sitesinde yayınlanan yeni bir 'online arcade' bölümü, klasik oyunların kendi versiyonlarını sunuyor. Fakat görünen o ki bu oyunlar, beklenebileceği gibi ırkçı ve itici öğelerle dolu.
Flappy Bill: Ulusal Alışveriş Merkezi'nde Kartal Uçurma
Arcade'deki ilk oyun Flappy Bill. Bu oyunda, National Mall üzerinde kel bir kartalı uçuruyorsunuz. Kartalın adının Bill olup olmadığı belirsiz; çünkü gagasında bir 'bill' (tasarı) taşıyor. Bu, ABD yasama sürecine bir gönderme olabilir; ancak oyunun kendisi sıradan bir Flappy Bird kopyası. Eğlence açısından son derece vasat; ayakkabı bağı bağlamak kadar heyecan verici diyebiliriz.
Build the Wall: Zombi Sınır Kuşatması
İkinci oyunla birlikte ton birden sertleşiyor. Build the Wall: Zombie Border Siege, Tetris benzeri bir oyun. Amaç, 'gelen sürüden sınırı korumak'. Arka planda çöl üzerinde gün batımı ve 'Güney Sınırı' yazan bir tabela var. İşin ilginç yanı, Tetris'ten farklı olarak tamamlanan satırlar yok olmuyor; aksine üst üste yığılıyor ve en alta ulaştığında oyun bitiyor. Ekranın altında ilerleyen 'zombiler' duvarı aşabiliyor; ancak iki tetromino yüksekliğindeki bir duvar zaten her şeyi engelliyor. Yani oyunun amacı sadece ırkçı ve yabancı düşmanı bir mesaj vermek gibi görünüyor.
Rio Run: Sınır Devriyesi ve Göçmen Toplama
Üçüncü oyun Rio Run, klasik Snake oyununun bir uyarlaması. Rio Grande boyunca sınır devriyesi yapan kel bir adamı canlandırıyorsunuz. Esmer tenli insanları tek tek topluyorsunuz; her biri kelepçeli ve turuncu tulumlu bir şekilde tren gibi arkanıza katılıyor. Duvara ya da tutuklu kuyruğuna çarptığınızda oyun bitiyor ve herkes sınır dışı ediliyor. Oldukça 'keyifli' bir deneyim.
Supply Line: Sağlıklı Gıda Seçimi ve Arka Plandaki Boksör
Dördüncü oyun Supply Line, 'okul hattını düzenleyip Amerika'yı yeniden sağlıklı yapmayı' hedefliyor. İyi yiyecekleri konveyör banttan okul öğle yemeği kutusuna taşırken, renklendirici, katkı maddesi, paketli gıda ve tohum yağı içeren 'kötü' yiyecekleri reddetme kutusuna atıyorsunuz. İlk başta grafikler düşük kaliteli olduğu için iyi ve kötü yiyecekleri ayırt etmek zor; ancak arka planda duran kaslı siyahi bir adamın boks eldivenleriyle monitöre yumruk atması oldukça tuhaf. Her hatalı geçişte bir yumruk yiyorsunuz; dört yumruktan sonra oyun bitiyor. İşin garibi, hasarı alan siz değil, o adam oluyor. Ayrıca etiket okumanın kötü olduğunu belirten kırmızı bir tabela da mevcut.
Beyaz Saray'ın bu arcade girişimi, oyun dünyasında şaşkınlık ve tepkiyle karşılandı. Oyunların düşük kaliteli olması bir yana, içerdiği ırkçı ve ayrımcı temalar ciddi eleştirilere yol açtı. Bu tür içeriklerin resmi bir devlet kurumu tarafından sunulması, oyun sektörünün toplumsal sorumluluğu açısından endişe verici bir örnek teşkil ediyor.
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yaz!