Klasik Star Trek Formülü Geri Döndü
Star Trek: Strange New Worlds, uzun süredir alıştığımız 'konsept' bölümlerin ardından nihayet klasik bir Star Trek hikayesiyle geri döndü. 4. sezonun 8. bölümü 'Orders of Magnitude', her ne kadar tanıdık bir kurguya dayansa da, dizinin kendine özgü tarzını korumayı başarıyor. Bu kez karşımızda, giderek daha öngörülemez ve tehlikeli hale gelen bir komutanın, mürettebatını ahlaki bir ikileme sürüklemesi var.
Bölümde, Kaptan Pike (Anson Mount) ve ekibi bir gezegende iletişim menzilinin dışındayken, efsanevi Amiral Simon Reeger (Terminator 2'den tanıdığımız Joe Morton!) bir mekikle gelip Enterprise'ın komutasını devraldığını açıklıyor. Reeger, Vardan Katliamı olarak bilinen ve 5 milyon sivilin ölümüyle sonuçlanan olaydan sorumlu olduğu düşünülen gizemli, görünmez bir düşman gemisini tespit etmenin bir yolunu bulmuş. (Takip yöntemi mi? Geminin impuls motorlarından yayılan gama ışını elbette.) Zaman kritik olduğu için iz hâlâ sıcakken Enterprise'ın komutasını üstleniyor.
Kirk'ün Babası ve Reeger Arasındaki Bağ
Tesadüf eseri – ya da değil, çünkü bu adam Enterprise'a sürekli uğruyor – Teğmen Komutan James T. Kirk (Paul Wesley) sadece gemide bulunmakla kalmıyor, aynı zamanda sık sık bahsedilen ama hiç görülmeyen (bu evrende) babası George Kirk, Klingon Savaşı sırasında Reeger'ın USS Constitution'daki ilk subayıymış. Reeger, Zeta Reticuli Savaşı'nda savaş kahramanı olarak ün kazanırken, büyük Kirk'ün kariyeri görünüşe göre bir engelle karşılaşmış.
Reeger'dan sonra gemideki en kıdemli subay olan Kirk, bu acil görev için geçici olarak ilk subaylık görevini üstlenmek zorunda kalıyor. Morton, Reeger rolünde harika; odaya girdiği anda saygı ve hayranlık uyandıran bir figür çiziyor. Enterprise mürettebatı bu adamı o kadar çok kahramanlaştırıyor ki, düşman gemisini yok etme planı giderek şüpheli hale gelse bile emirlerini takip etmeye istekliler. (Yani çoğu.) Morton'ın el hareketleri ve vurguları, karakterinin hem işini bildiğini düşündürüyor hem de acaba biraz... çatlak mı diye merak etmemize neden oluyor.
Geçmişten Gelen Hayaletler
Bölümün kalbinde yatan soru da bu. Star Trek'te daha önce de bu hikayenin varyasyonlarını gördük – hatta en iyi Star Trek bölümlerinde. TOS'un 'The Doomsday Machine' bölümünde Commodore Decker'ın gezegen yok ediciyle olan ölümcül yüzleşmesini kim unutabilir? Ya da TNG'nin 'The Wounded' bölümünde Cardassian Savaşı'nda ailesini kaybetmenin acısını atlatamayan ve neredeyse Federasyon'u yeni bir savaşa sürükleyen Kaptan Ben Maxwell'in trajedisi?
Nitekim burada da Reeger'ın ailesinin Vardan Katliamı'nda kaybedilen 5 milyon kişi arasında olduğunu öğreniyoruz. Peki bu, Amiral'in gizemli geminin saklandığı gezegendeki 5.000 kişiyi yok etme isteğini haklı çıkarır mı? Milyonları öldürebilecek bir gemi söz konusu olsa bile? Kirk bunu aklı almıyor ve bu, onu Reeger'la karşı karşıya getiriyor; tıpkı babasının yıllar önce Constitution'da o adamla ters düşmesi gibi. Sonunda, o savaşta aslında öne çıkan kişinin George Kirk olduğunu, ancak tüm şöhreti Reeger'ın topladığını öğreniyoruz. Tarih işte böyle yazılmış.
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yaz!