Kontrol Dışsal Bir Güçte: Long-Term Benefit Trust
Anthropic, Claude adlı yapay zeka modeliyle tanınan bir şirket. Şimdi ise potansiyel değeri 2 trilyon doları (yaklaşık 100 trilyon TL) bulan dev bir halka arza hazırlanıyor. Ancak bu halka arz, şirketin sıra dışı yönetişim yapısını da beraberinde getiriyor. 'Uzun Vadeli Fayda Vakfı' (LTBT) adı verilen küçük bir danışman grubu, şirketin yönetim kurulunun çoğunluğunu atama veya görevden alma hakkına sahip. Bu grup, şirketin hisselerine sahip olmasa da, yapay zekanın uzun vadede insanlığa fayda sağlaması misyonunu korumak için kurulmuş.
Bu yapı, halka arz sonrasında da korunacak. Yani yatırımcılar, hisse senedi satın alırken aslında şirketin tam kontrolünün dışsal bir grupta olduğunu kabul etmiş olacak. Bu, teknoloji dünyasında alışılmadık bir durum ve birçok kişi tarafından merakla izleniyor.
Vakfın Üyeleri ve Etkisi
LTBT'nin şu an üç üyesi var (maksimum beş olabilir). Başkanlığını Clinton Sağlık Erişimi Girişimi CEO'su Neil Buddy Shah yürütüyor. Diğer üyeler ise eski Fed Başkanı Ben Bernanke ve Yeni Amerikan Güvenlik Merkezi CEO'su Richard Fontaine. Ayrıca, vakıf şu ana kadar Netflix'in kurucu ortağı Reed Hastings ve Novartis CEO'su Vas Narasimhan'ı da içeren dört yönetim kurulu üyesini seçmiş durumda.
Bu vakıf üyeleri, şirketin yeni yapay zeka modelleri gibi büyük aksiyonlarından önce bilgilendirilme hakkına sahip. Haftalık kendi aralarında toplanıyorlar, iki haftada bir şirket liderliğiyle görüşüyorlar ve düzenli yönetim kurulu toplantılarına katılıyorlar. Örneğin, şirketin 'Mythos' siber güvenlik modeli konusunda sınırlı bir yayılımı teşvik etmişler ve ABD hükümetiyle otomatik silahlar konusundaki anlaşmazlıkta da görüşmelerde bulunmuşlar.
Yönetişim Modeli: Bir İlk mi, Bir Risk mi?
Anthropic, bu vakıf yapısının yapay zeka yönetişimi için bir endüstri standardı oluşturmasını umuyor. Tıpkı şirketlerin muhasebe standartları olarak benimsediği GAAP ilkeleri gibi, bu modelin de gönüllü bir standart haline gelmesini hedefliyorlar. Ben Bernanke'nin atanması, bu kurumsal yapıyı güçlendirme niyetinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Ancak Harvard Hukuk Fakültesi'nden profesör Jesse Fried, bu yapının 'yerleşik bir çatışma' içerdiğini savunuyor. Şirket, kar amacı güden yatırımcılardan fon topluyor, ancak kendi kendini atayan kişilerin bu kardan ne kadar fedakarlık edeceğine karar vermesine izin veriyor. Bu, ticari hedefler ile toplumsal fayda arasında bir denge kurma çabası; ancak bu denge, henüz gerçek bir krizle test edilmiş değil. Şimdiye kadar vakıf daha çok danışma rolünde kaldı, net kırmızı çizgiler çizmedi. Bu da yapının gerçekten işleyip işlemediğinin ancak zamanla görülebileceği anlamına geliyor.
2 trilyon dolar mı, bu rakamlar artık gerçeklikten kopmuş durumda. bi de "dış danışmanlar" diye bir grup şirketi yönetecekse, hissedarlar ne yapacak, sadece para mı koyacaklar? garip bir deney olacak, izleyip göreceğiz.