Kurumsal Teknoloji Harcamaları Tavan Yapıyor, Ama Sadakat Azalıyor
Yapay zeka, teknoloji dünyasında daha önce eşi benzeri görülmemiş bir dönüşüm yaratıyor. Özellikle kurumsal bilişim (enterprise IT) tarafında yaşanan değişim, şirketlerin satın alma alışkanlıklarını kökten sarsıyor. IDC'nin tahminlerine göre, tarihsel olarak temkinli ve uzun vadeli taahhütlerden yana olan şirketler, 2026 yılında teknolojiye 4,25 trilyon dolar harcayacak. Bu devasa bütçenin neredeyse tamamı yapay zeka kaynaklı.
Ancak işin ilginç kısmı, bu harcama iştahının sadakatle birlikte gelmemesi. Venture capital firması Madrona'nın yeni araştırması, 150 kurumsal bilişim profesyoneliyle yapılan anket sonuçlarına dayanıyor. Katılımcıların %74'ü önümüzdeki 12 ayda yapay zeka bütçelerini genişletmeyi planladıklarını söylerken, geri kalanı harcamaları sabit tutmayı düşünüyor. Yani şirketler bu teknolojiye para akıtmaya devam ediyor.
AI Pilot Projeleri: Başarı Oranı Düşük, Sadakat Daha Düşük
Ancak görünüşteki bu iyimser tablonun altında ciddi bir sorun yatıyor: Aynı kurumlar, yapay zeka pilot projelerinin yarısından azının tam üretim aşamasına geçebildiğini itiraf ediyor. Bu oran kulağa düşük gelse de aslında bir iyileşmeyi temsil ediyor. Geçen yıl MIT'in yaptığı meşhur bir araştırma, kurumsal yapay zeka projelerinin %95'inin yatırım getirisi açısından başarısız olduğunu ortaya koymuştu. Yarıdan azının başarılı olması, %5'lik bir başarı oranından hâlâ çok daha iyi bir durum.
Madrona raporundaki en çarpıcı bulgu ise, bir kurumun yapay zeka teknolojisini benimsedikten sonra bile uzun vadeli bir taahhütte bulunmaması. Ankete katılan şirketlerin %77'si, yapay zeka tedarikçilerini her altı ayda bir, hatta daha da sık olarak yeniden değerlendiriyor. Madrona raporunda bu durumu şöyle özetliyor: "Bu, geleneksel kurumsal SaaS modelinden temel olarak farklı olan bir 'hızlı gir, hızlı çık' dinamiği yaratıyor. Geleneksel modelde çok yıllık sözleşmeler, atalet için bir koruma sağlıyordu. Kurumsal yapay zekada ise geçiş maliyetleri düşük ve yeniden değerlendirme süreci amansız."
ARR'nin Kırılganlığı ve Yeni Fiyatlandırma Arayışları
Bu durumun, startup'ların gururla açıkladığı yıllık yinelenen gelir (ARR) rakamları için geniş kapsamlı sonuçları var. 2025'teki ilk yapay zeka patlamasını körükleyen şey, kurumsal deneme bütçeleriydi. Bu yılın, büyük müşterilerin yerleşip yapay zeka startup'larına uzun vadeli taahhütlerde bulunacağı yıl olması bekleniyordu. Ancak beklentiler tutmadı. Kurumsal sözleşmeler, birçok yapay zeka startup'ının (üç ayda 0'dan 10 milyon dolara çıkmak gibi) astronomik hızlarda büyüme iddia etmesine olanak tanıyordu. Fakat artık kurumsal gelir, bir startup'ın pilot aşamasını geçip şirket tarafından tamamen benimsendikten sonra bile güvende değil.
Bu sorunun bir kısmı, yapay zeka startup'larının henüz kurumsal müşteriler için iyi bir fiyatlandırma modeli bulamamış olmasından kaynaklanıyor. Andreessen Horowitz'in 50 teknik yapay zeka alıcısıyla yaptığı yeni bir araştırmaya göre, alıcıların yarısından fazlası, yapay zeka ücretlerinin tüketilen token sayısı gibi kullanıma değil, üretilen işe veya sonuçlara göre belirlenmesini istiyor. Token bazlı kullanım ücreti, temelde SaaS döneminin iş modeli. Bir kurum e-posta, insan kaynakları yazılımı veya bulut depolama ihtiyacını bildiğinde, sadece kaç çalışanı veya ne kadar veriyi kullanacağını hesaplamak yeterliydi.
Ancak yapay zeka için işler farklı. a16z ortakları Tugce Erten ve Sarah Wang, "tanınabilir iş" etrafında kurulan fiyatlandırmanın, startup'ın değerini müşteriye kanıtlamasına yardımcı olduğunu belirtiyor. Örneğin ücretler, işlenen rapor sayısına, kapatılan biletlere veya yaratılan potansiyel müşterilere göre belirlendiğinde, ürün "her iki taraf için de ekonomik olarak değerli" hale geliyor.
Tüm bu gelişmeler, yapay zekanın potansiyel olarak yeni bir kurumsal deney çağını başlattığını gösteriyor. Bu durum, startup'lar için kapılar açıyor çünkü kurumlar yeni teknolojileri denemeye daha istekli. Ancak aynı zamanda, bir kurumsal sözleşmenin artık uzun vadeli geliri garanti etmediği anlamına geliyor. Kurumların eski uzun vadeli satın alma alışkanlıklarına geri dönüp dönmeyeceği ise henüz belirsizliğini koruyor.
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yaz!