İskoçya'nın Soğuk Korkusu
Silent Hill serisi, yeni oyunu Townfall ile İskoçya'ya uzanıyor. Geçtiğimiz yıl Silent Hill f ile Japonya'ya giden seri, şimdi de İskoçya'nın kasvetli sokaklarına adım atıyor. 90'lı yıllarda büyümüş orta yaşlı bir İskoç olarak, oyunun bu kadar yakınımda geçmesi beni hem heyecanlandırdı hem de endişelendirdi. Ancak Townfall'ın sadece inanılmaz derecede İskoç hissettirmekle kalmayıp, bu kimliğinin Silent Hill'in psikolojik korku tarzıyla kusursuz bir uyum içinde olması büyük bir rahatlama yarattı.
Arkasındaki ekip ise daha önce Stories Untold ve Observation gibi korku ve gizem oyunlarına imza atmış, Glasgow merkezli Screen Burn stüdyosu. Stüdyonun kurucu ortağı ve Townfall'ın oyun direktörü Jon McKellan, daha önce Alien: Isolation üzerinde de çalışmış bir isim. Screen Burn için Townfall'ı İskoçya'da geçirmek tamamen mantıklıydı. McKellan, "St. Amelia'nın gerçek bir yer gibi hissettirmesini istedik. Çoğu yazma işinde olduğu gibi, bildiğin şeyi yazarsın; geçmişimize, çocukluğumuza derinlemesine inmek ve inandırıcı bir yer inşa etmeye çalışmak bizim için anlamlıydı. Oyuncunun bu yeri önemsemesini istiyorsanız, buranın inandırıcı olması gerek" diyor.
Belirleyici Detaylar: 90'ların Nostaljisi
St. Amelia'nın sokaklarında yürümek, her şeyin çok tanıdık gelmesi nedeniyle ürkütücü bir deneyim. İskoçya'da hâlâ bu şekilde görünen pek çok kasaba var: eski moda mimarinin yanında küçük dükkanlar, balıkçı tekneleri, modern tıp merkezleri ve park halindeki arabalar. Eski mekanlara sıkıştırılmış yeni dokunuşlar da cabası. Bir dükkanın önünde, rehber köpek şeklindeki bağış kutuları ve dönme dolabı andıran bir dilek kuyusu dikkat çekiyor; bu detaylar yalnızca İskoçların değil, Britanya'daki hemen herkesin aşina olduğu semboller. Bu küçük dekoratif öğeler, kurgusal kasabayı elle tutulur bir yer haline getiriyor. Orada daha önce bulunmuşum gibi hissettim, ama aslında hiç gitmedim.

McKellan, "Bunun büyük bir kısmı eski anılarımıza dönüp hatırladığımız şeyleri bulmaktı; eski fotoğraflara bakıyorduk. Ayrıca bazı dahiler son 30 yılın Argos kataloglarını taramış. Biz de onlara bakıp '90'larda bir TV gerekiyorsa, o dönemin kataloğuna bakıp hangisinin daha uygun olacağını buluyorduk" dedi. 90'ların alışveriş nostaljisinden bir doz almak isterseniz, 1990'dan bir Argos kataloğuna göz atabilirsiniz. Onlarca yıllık çim biçme makinelerine ve mutfak gereçlerine bakmanın keyfi başka!
Teknoloji Sizi Kurtaramaz
Oyunun 90'larda geçmesi, teknolojinin sizi gerçekten kurtaramayacağı anlamına da geliyor. Elinizde mucizevi bir akıllı telefon yok; navigasyon cihazları ise henüz çok yeni. Tek silahınız, artık neredeyse unutulmuş olan o kalın tüplü taşınabilir TV'niz. Tıpkı benim gençliğimde sahip olduğum gibi, net olmayan sinyaller alan bu cihazı bulmaca çözmek ve düşmanların yerini tespit etmek için kullanıyorsunuz.

McKellan, "Bu cihazlar kırılgan ve güvenilmez. Bunların korku türüne çok iyi uyduğunu düşünüyorum çünkü size yardımcı olan araçlar ediniyorsunuz, ancak hiçbir zaman sizi zor durumdan kurtaracak kadar iyi değiller. Analoga güvenmek, bu sınırlamalar içinde oynamanıza izin veriyor; bu da korkuyla iyi çalışıyor. Estetik açıdan da doku ekliyor; gerçek dünyadaki dokunsal arayüzler bile daha sağlam hissettiriyor. Oyuncunun kendini oradaymış gibi hissetmesini sağlayacak her şey korkuya yardımcı olur" dedi.
İskoçya'nın kötü havası olmadan doğru bir tasviri yapılmış olmazdı. Oyunun atmosferi, sürekli yağan yağmur ve gri gökyüzüyle korku öğesini güçlendiriyor. Silent Hill: Townfall, hem İskoç kültürünü hem de Silent Hill'in klasik psikolojik korkusunu harmanlayarak türün hayranlarına unutulmaz bir deneyim sunmayı hedefliyor.

harika fikir ama silent hill fanları zaten foggy yerde büyümüşüz, iskoçya havasından korkar mıyız bilmem. bakalım bu yenilik nereye varacak.