EPA kendi misyonunu terk mi ediyor?
ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA), son dönemde kendi kuruluş amacıyla çelişen adımlar atmaya devam ediyor. The New York Times'ın haberine göre ajans, elektrik santrallerinden kaynaklanan sera gazı kirliliğine yönelik sınırlamaları ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bu hamle, EPA'nın fosil yakıtlara yönelik daha gevşek bir tutum benimsediğinin en net göstergelerinden biri olarak yorumlanıyor.
İlk adımda EPA, Başkan Biden döneminde yürürlüğe giren ve elektrik santrallerinin 2039 yılına kadar sera gazı emisyonlarının büyük bölümünü ortadan kaldırmasını ya da kapatılmasını öngören politikayı iptal etmeye çalışıyor. İkinci olarak ise ajans, Temiz Hava Yasası kapsamında elektrik santrali emisyonlarını düzenleme yetkisinin bulunmadığını savunuyor. Bu iddia, sera gazı emisyonlarının ne halk sağlığına ne de çevreye zarar verdiği yönündeki asılsız ve bilimsel açıdan hatalı gerekçelere dayandırılıyor.
Bilim dünyası alarm veriyor
Eğer bu girişim başarılı olursa, söz konusu emsal karar gelecek nesillerin bu emisyonları düzenlemesini de fiilen engelleyebilir. Birleşmiş Milletler araştırmacıları, sera gazı emisyonlarının daha ölümcül ve yıkıcı aşırı hava olaylarına yol açma riski taşıdığı konusunda uyarılarını sürdürüyor. Bilim camiasının iklim değişikliği tehdidine dair endişeleri her geçen gün artarken, mevcut yönetimin EPA'yı işlevsiz hale getirmeye yönelik hamleleri de hız kesmiyor.
Bu aslında ilk adım değil. Şubat ayında ajans, halk arasında "Endangerment Finding" olarak bilinen ve 2009 yılında bir öğrenci tarafından hazırlanan, çeşitli sera gazlarının sağlık risklerini doğrulayan ve EPA'nın bu emisyonları düzenleme yetkisinin temelini oluşturan düzenlemeyi ortadan kaldırmıştı. Bu karar, bugünkü değişikliğin zeminini hazırladı. Aynı şekilde ABD'nin 2025'te Paris Anlaşması'ndan ve 2026 başlarında da iklim odaklı birçok uluslararası kuruluştan çekilmesi bu süreci hızlandırdı.
Hukuki engeller kapıda
Bugünkü adımın da tıpkı Endangerment Finding'in iptali gibi hukuki itirazlarla karşılaşması çok muhtemel. Ancak bu itirazlar nihayetinde başarılı olsa bile — ki bu büyük bir "eğer" — mahkemelerin bir çözüme ulaşmasını beklemek, gezegenin tehlikeli sıcaklık artışları söz konusu olduğunda zaten borçlu olduğu zamanı düşününce hiç de ideal bir senaryo değil. Bilim insanları, iklim krizinin etkilerinin her geçen gün daha da hissedilir hale geldiğini vurgularken, bu tür düzenleyici boşlukların uzun vadeli sonuçları konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor.
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yaz!