Bir Yaz Aşkı: Beyond Good and Evil
2003 yılında çıkan Beyond Good and Evil, renkli dünyası ve kamera merceğinden etkileşim fikriyle kendine özgü bir yere sahipti. Ama PC Gamer'dan Josh'un 20. yıl dönümü sürümüyle yeniden oynadığında fark ettiği şey çarpıcı: Oyun aslında çok az şey sunuyor. Cuma günü başlayıp pazar günü bitirdiği bu kısa macera, tüm inci toplama ve hayvan fotoğraflama işlerini tamamladıktan sonra geriye pek de fazla bir şey bırakmıyor.

Elbette hâlâ eğlenceli. Renkli ve benzersiz bir dünya, alışılmadık bir etkileşim biçimi... Ama hepsi bu. Dövüş sistemi sarsak, karakterler kağıt inceliğinde, gizlilik bölümleri ise hem çok kolay hem de bir o kadar sıkıcı. Yine de Josh'un dediği gibi: “Hâlâ seviyor muyum? Kesinlikle.” Çünkü bu oyun, doğru yaşta yakaladığında tatlı bir yaz aşkı gibi. Kusurları o kadar kısa sürede geçiyor ki canınızı yakmıyor.
Peki Neden 20 Yıllık Bir Kabus?
İşte asıl soru bu: Böylesine kısa ve tatlı bir oyun, nasıl oldu da Ubisoft'un 20 yıllık geliştirme cehenneminin merkezine oturdu? Josh'un deyimiyle bu, “şaşkın ve boğuk bir haykırış: Biz burada ne yapıyoruz?”

Ortada bu kadar az oyun varken, iki üç yılda pekâlâ keyifli ama yine geçici bir devam oyunu yapılabilirdi. Bu, orijinal oyuna hakaret değil; aksine oyun kendi hedefini iyi yapıyor ve akılda kalıcı oluyor. Ama Beyond Good and Evil 2'nin yıllardır süren geliştirme süreci, oyunun kendisinden çok daha büyük bir efsaneye dönüştü.
Bir Gün Anlayacak mıyız?
Belki bir gün Beyond Good and Evil 2 çıkar ve hep birlikte “Aa, demek tüm bu zaman boyunca bunu yapıyormuşsunuz” deriz. O zamana kadar bu gizem, oyun dünyasının en ilginç açmazlarından biri olarak kalacak.

Sonuçta Beyond Good and Evil, kusurlarına rağmen sevilen bir kült klasik. Ama 20 yıllık bir öfkeyi hak edecek kadar da büyük değil. Belki de en iyisi, onu olduğu gibi kabul etmek: Tatlı, kısa ve unutulmaz bir yaz macerası.
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yaz!